Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Dini Konular > İslami Bilgi Ve Kaynaklar

Duyurular

İslami Bilgi Ve Kaynaklar Başlı başına bir kültürel birikim gerektiren güzel dinimizin müstesna incelikleri, hayat görüşü ve yaşanışı üzerine sayfalar dolusu bilgi, doküman ve paylaşımın yeraldığı gönül ferahlatan bir bölüm.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 31.10.06, 16:38
Sezen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
TF|GENERALİ
 
Üyelik Tarihi: 25.09.06
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1.425
Karizma Puanı: 228
Sezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond reputeSezen has a reputation beyond repute
Exclamation Evrim Teorisi Aldatmacasi...


Evrim teorisi, modern bilim tarafından yalanlanan, akla ve mantığa da hiçbir şekilde uymayan büyük bir aldatmacadır.

150 yıldır, bazı insanların evrim teorisi gibi olağanüstü mantıksız bir inanca bağlanmaları, Allahın, şeytanı kullanarak yarattığı çok büyük bir mucizedir. Bu mucizenin farkında olan akıl ve iman sahibi insanlar, 150 yıldır büyük hayretle, evrimcilerin şeytanın hilesini ne zaman farkedecekleri ni beklemekte, onları uyandırmak için bilim ve akıl yoluyla türlü telkinlerde bulunmaktadırlar.
Yüzbinlerce profesörün, bilim adamının, üniversite öğrencisinin, doktorun, evrim teorisinin son derece mantıksız iddialarına gözü kapalı inanmaları, günümüzden en fazla 20 yıl sonra hayretle anılacak, karikatürlere, fıkralara konu olacak tarihi bir olaydır.
Evrime inananlar, evrimci bilim adamlarının kullandıkları latince terimlerin, son derece ağdalı üslubun büyüsüne kapılarak, ne diyorlarsa doğrudur demekte ve anlatılanların gerçekte ne anlama geldiğini dahi düşünmemektedirler. Bu insanları düşündürmenin en etkin yollarından biri, evrim teorisinin aslında ne iddia ettiğini olabildiğince açık ve basit bir anlatımla anlatmak, üzerlerindeki büyü gibi etkinin kalkmasını sağlamaktır.

Evrim Teorisinin İddaları Akla ve mantığa tamamen aykırıdır
Evrim teorisinin bilim ve akılla açıklanamaz iddiasına göre, sonsuz evrendeki hiçlik, zaman içinde tesadüfen gelişen olayların neticesinde insanı meydana getirmiştir. Bu inanılması imkansız teoriye göre, tozun toprağın dahi olmadığı hiçlikte, önce toz, toprak, taşlar, sular, dağlar, okyanuslar kendiliğinden oluşmuştur. Sonra bunların karışımındaki bazı atomlar nasıl olduysa rastgele bir araya gelerek kalsiyum, fosfor, karbon gibi elementleri meydana getirmiştir. Bu cansız, aklı, hafızası, bilgisi, bilinci olmayan elementler de milyonlarca yıl içinde nasıl olduysa nefes alan, konuşan, düşünen, sevinen ve üzülen bir ruha sahip olan, icatlar yapabilecek zekaya, bilgiye, bilince sahip, hafızası olan, kütüphaneler dolusu kitaplar yazan insanlara dönüşmüşlerdir. Yani toz, toprak, çamur birikintileri, milyarlarca yıl içinde tesadüflerin etkisiyle eti, canı, kanı olan, olağanüstü fabrikalar inşa ederek bu fabrikalarda en son model arabalar üreten, uzay üsleri kuran, saraylar inşa eden, sanat harikaları meydana getiren insanlara dönüşmüştür. Taşın, toprağın tesadüfler sonucunda günün birinde insana dönüştüğüne inanmak, çocuk masallarına inanmaktan daha da mantıksız ve akıl dışıdır. Çocuklar dahi böyle bir masala inanmazlar.
Eğer evrimciler bu iddialarında samimiyseler, o zaman onların iddiasına göre bu sözde evrimin tekrar yaşanmaması için hiçbir sebep olmaması gerekir. Örneğin dünyanın en büyük bataklığına gidip, milyarlarca yıl sonra burada bir sarayın inşa edilmesini, birbirlerine vasiyet ederek bekleyebilirle r. Bu bataklıkta oturup beklesinler, bakalım oradaki kayaların, taşların, çamurun içinde, sarayları inşa edecek bir insan oluşacak mı? Değil bir insan, çamurun içinde tek bir canlı hücresi meydana gelecek mi? Hatta, tesadüflere yardım etmek için bataklığın içini alabildiğince karbon, fosfor, azot, demir, magnezyum, oksijen gibi canlı hücresi için gereken elementlerle doldursunlar.
Burada tek bir canlı hücresinin dahi kendiliğinden oluşması kesinlikle mümkün değildir. Tek bir canlı hücresi dahi olağanüstü komplekstir; içinde enerji üreten santraller; yaşam için zorunlu olan enzim ve hormonları üreten fabrikalar; üretilecek bütün ürünlerle ilgili bilgilerin kayıtlı bulunduğu bir bilgi bankası; bir bölgeden diğerine ham maddeleri ve ürünleri taşıyan kompleks taşıma sistemleri, boru hatları; dışarıdan gelen ham maddeleri işe yarayacak parçalara ayıran gelişmiş laboratuvar ve rafineriler; hücrenin içine alınacak veya hücreden çıkartılacak malzemelerin giriş-çıkış kontrollerini yapan uzmanlaşmış hücre zarı proteinleri vardır. Bu tanım, hücrenin en basit ve yüzeysel tanımıdır. Hücrenin tek bir özelliği dahi ciltler dolusu kitapla anlatılabilecek kadar kompleks ve ihtişamlıdır.
Tesadüfler, bir çamurun içinden böyle organize olmuş bir sistemi çıkartabilir mi? Tesadüfler, bu en küçük organize sistemi giderek daha da kompleks hale getirip, insan gibi bir varlığı meydana getirebilir mi? Tesadüfler, bir maymuna konuşmayı, güzel bakmayı, iltifat etmeyi, düşünmeyi, saraylar inşa etmeyi, medeniyetler, ülkeler kurmayı, gemiler inşa ederek kıtalar keşfetmeyi, laboratuvarlar kurmayı veya kendini oluşturan hücreleri inceleyerek deneyler yapmayı öğretebilir mi? Hangi tesadüf bir maymuna ruh verebilir? Bu soruların herbirinin cevabı, her insan için çok açık ve kesindir; tesadüfler ne insanı ne de insanın en küçük parçası olan hücreyi meydana getiremez.
Madem evrimciler bu imkansızlıklara inanıyorlar, o zaman saraylar inşa etmek, son model bir jaguar araba üretmek, köprüler kurmak için bir miktar çamur alıp başında beklesinler. Bu çamurda önce kendiliğinden tek bir hücre, sonra amipler, balıklar, kertenkeleler, atlar, maymunlar ve en sonunda insan oluşmasını beklesinler; sonra da bu insanın arabalar tasarlamasını, buluşlar yaparak medeniyetler kurmasını izlesinler. Bunun gerçekleşmeyeceğini aslında en koyu evrimci dahi çok iyi bilmekte, ancak aynı iddiayı latince terimler ve ağır bir üslupla anlatınca, bunun inanılabilir olduğunu zannetmektedir .
Yeryüzünde gördüğümüz tüm bu canlıların, eşsiz güzellikteki çiçeklerin, meyvelerin, birbirinden güzel tatların, kelebeklerin, ceylanların, tavşanların, panterlerin, kuşların, milyarlarca farklı görünümdeki insanların, bu insanların kurdukları şehirlerin, inşa ettikleri binaların, köprülerin bir çamur birikintisinde n tesadüfen ortaya çıktığına inanmak, akıl kaybına uğramak demektir. Bu saçmalığa inanan insanların sayısının çok olması ise, bu akılsızlığı makul hale getirmez, aksine ortada mucizevi bir durum olduğunu gösterir. 150 yıl önce bir mucize gerçekleşmiş, amatör olarak biyolojiyle ilgilenen yaşlı bir adamın, bir deniz yolculuğu sırasında, hayal gücüyle ürettiği saçma fikirler, bir anda büyük bir kitleyi etkisi altına almaya başlamıştır. Bu saçma iddiaların bu kadar çok insanı büyü gibi sarması, Allahın yarattığı büyük bir mucizedir. Allah Kuranda bazı insanların olmadık şeylere inanacaklarını, kuruntulara kapılacaklarını, ama bunları fark edemeyecekleri ni bildirmektedir .

Evrim teorisi şeytanın hilesidir; şeytanın hilesi ise gerçekte zayıftır
Allah, Kuranda şeytanın insanları doğru yoldan saptırmak, onları aldatmak, en olmadık kuruntulara ve sapkınlıklara inandırmak, onlara hileli düzenler kurmak için yemin ettiğini bildirmektedir:
Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim... Kim Allahı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey vadetmez. (Nisa Suresi, 119-120)
Geçmiş uygarlıklarda, bazı insanların ateşe, tahta putlara taptığını, Güneş veya Ayı ilah edindiklerini (Allahı tenzih ederiz) okuduğumuzda, bu insanların nasıl olup da böyle saçma şeylere inandıklarına şaşırırız. Bu insanlar, ayetlerde de bildirildiği gibi, şeytanın sevkiyle en olmadık kuruntulara kapılmakta, akıl ve mantık dışı şeyleri sanki bir büyünün etkisi altındaymış gibi doğru zannetmektedir ler. Şeytan, elbette ki Allahın izni ve ona verdiği imkan ile, Allaha iman etmeyen insanları kandırmayı, aldatmayı, onlara sapıkça şeyler yaptırmayı, onları Allahın dışında batıl güçlere inandırmayı ve hile yoluyla bu sapkınlıkları onlara makul göstermeyi kendisine görev edinmiştir. İşte evrim teorisi de, şeytanın bu görevini yerine getirmek için 150 yıldır kullandığı bir araçtır. Üstelik bu aracını, insanlığın en güven duyduğu şeylerden birinin, bilimin altına gizleyerek, kendince son derece güçlü bir silah edinmiştir. Hiç farkına varmadan şeytanın hilesine kananlar, profesör, rektör, öğretim görevlisi, doktor da olsalar, küçük çocukların dahi inanmayacağı şeylere inanır hale gelmektedirler .
Ancak onun bu silahı, sadece imanı olmayan, zayıf insanlar için etkilidir. Salih, samimi olanlar bu silahtan hiçbir zaman etkilenmezler ve şeytanın hilesini tüm açıklığıyla görürler. Allah Kuranda, ... Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76) ayetiyle şeytanın aldatmacalarının zayıf olduğunu bildirmiştir. Bir başka ayette ise Allah, şeytanın muhlis olan kulları saptıramayacağını söylediğini bildirmektedir (Hicr Suresi, 39-40)
Ayetlerde bildirildiği gibi, Allahın izniyle, şeytanın hilelerinin samimi kullar üzerinde bir etkisi yoktur. İman edenler şeytanın hilelerine kapılmadıkları gibi, onun hilelerini, aldatmacalarını ortaya çıkararak, deşifre eder, şeytanın oyununu bozarlar.
Şeytanın hilesinden kurtulmak ise çok kolaydır. Bunun için sadece samimi olarak düşünmek yeterlidir. Samimi düşünen her insan evrim teorisinin iddialarının doğru olmadığını kolaylıkla görecektir. Evrimciler de, eğer çevrelerinin etkisinden kurtulur, evrime inanmadığımı söylersem meslektaşlarım hakkımda ne düşünürler? endişesini bir kenara bırakarak düşünürlerse, mutlaka çok açık olan gerçeği görecek, evrim gibi gerçekleşmesi imkansız bir senaryoya inanmaktan vazgeçeceklerdir.Allah bir ayette şöyle bildirmektedir:
(Allahtan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler, sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 201)

Tatmin olmayan arkadaşlar sorularını lütfen göndersinler bu teoriyi her türlü çürütmeye hazırım alıntıdır:
saygılarımla.....

SEZENİM...
__________________


Sen
Seni özleyenin
Özleminden habersiz
Özlemle
Özlenmektesin
Sen var ya
Sen
Özlemlerin
İçinde
En çok
Özlenensin...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Alt 31.10.06, 17:00
bulentpisgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Süper Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 15.07.06
Şehir: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 403
Karizma Puanı: 131
bulentpisgin has a reputation beyond repute
bulentpisgin isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Ce: Evrim Teorisi Aldatmacasi...

Sezen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



Evrim Teorisinin İddaları Akla ve mantığa tamamen aykırıdır
Evrim teorisinin bilim ve akılla açıklanamaz iddiasına göre, sonsuz evrendeki hiçlik, zaman içinde tesadüfen gelişen olayların neticesinde insanı meydana getirmiştir. Bu inanılması imkansız teoriye göre, tozun toprağın dahi olmadığı hiçlikte, önce toz, toprak, taşlar, sular, dağlar, okyanuslar kendiliğinden oluşmuştur. Sonra bunların karışımındaki bazı atomlar nasıl olduysa rastgele bir araya gelerek kalsiyum, fosfor, karbon gibi elementleri meydana getirmiştir. Bu cansız, aklı, hafızası, bilgisi, bilinci olmayan elementler de milyonlarca yıl içinde nasıl olduysa nefes alan, konuşan, düşünen, sevinen ve üzülen bir ruha sahip olan, icatlar yapabilecek zekaya, bilgiye, bilince sahip, hafızası olan, kütüphaneler dolusu kitaplar yazan insanlara dönüşmüşlerdir. Yani toz, toprak, çamur birikintileri, milyarlarca yıl içinde tesadüflerin etkisiyle eti, canı, kanı olan, olağanüstü fabrikalar inşa ederek bu fabrikalarda en son model arabalar üreten, uzay üsleri kuran, saraylar inşa eden, sanat harikaları meydana getiren insanlara dönüşmüştür. Taşın, toprağın tesadüfler sonucunda günün birinde insana dönüştüğüne inanmak, çocuk masallarına inanmaktan daha da mantıksız ve akıl dışıdır. Çocuklar dahi böyle bir masala inanmazlar.
Eğer evrimciler bu iddialarında samimiyseler, o zaman onların iddiasına göre bu sözde evrimin tekrar yaşanmaması için hiçbir sebep olmaması gerekir. Örneğin dünyanın en büyük bataklığına gidip, milyarlarca yıl sonra burada bir sarayın inşa edilmesini, birbirlerine vasiyet ederek bekleyebilirle r. Bu bataklıkta oturup beklesinler, bakalım oradaki kayaların, taşların, çamurun içinde, sarayları inşa edecek bir insan oluşacak mı? Değil bir insan, çamurun içinde tek bir canlı hücresi meydana gelecek mi? Hatta, tesadüflere yardım etmek için bataklığın içini alabildiğince karbon, fosfor, azot, demir, magnezyum, oksijen gibi canlı hücresi için gereken elementlerle doldursunlar.
Burada tek bir canlı hücresinin dahi kendiliğinden oluşması kesinlikle mümkün değildir. Tek bir canlı hücresi dahi olağanüstü komplekstir; içinde enerji üreten santraller; yaşam için zorunlu olan enzim ve hormonları üreten fabrikalar; üretilecek bütün ürünlerle ilgili bilgilerin kayıtlı bulunduğu bir bilgi bankası; bir bölgeden diğerine ham maddeleri ve ürünleri taşıyan kompleks taşıma sistemleri, boru hatları; dışarıdan gelen ham maddeleri işe yarayacak parçalara ayıran gelişmiş laboratuvar ve rafineriler; hücrenin içine alınacak veya hücreden çıkartılacak malzemelerin giriş-çıkış kontrollerini yapan uzmanlaşmış hücre zarı proteinleri vardır. Bu tanım, hücrenin en basit ve yüzeysel tanımıdır. Hücrenin tek bir özelliği dahi ciltler dolusu kitapla anlatılabilecek kadar kompleks ve ihtişamlıdır.
Tesadüfler, bir çamurun içinden böyle organize olmuş bir sistemi çıkartabilir mi? Tesadüfler, bu en küçük organize sistemi giderek daha da kompleks hale getirip, insan gibi bir varlığı meydana getirebilir mi? Tesadüfler, bir maymuna konuşmayı, güzel bakmayı, iltifat etmeyi, düşünmeyi, saraylar inşa etmeyi, medeniyetler, ülkeler kurmayı, gemiler inşa ederek kıtalar keşfetmeyi, laboratuvarlar kurmayı veya kendini oluşturan hücreleri inceleyerek deneyler yapmayı öğretebilir mi? Hangi tesadüf bir maymuna ruh verebilir? Bu soruların herbirinin cevabı, her insan için çok açık ve kesindir; tesadüfler ne insanı ne de insanın en küçük parçası olan hücreyi meydana getiremez.
Madem evrimciler bu imkansızlıklara inanıyorlar, o zaman saraylar inşa etmek, son model bir jaguar araba üretmek, köprüler kurmak için bir miktar çamur alıp başında beklesinler. Bu çamurda önce kendiliğinden tek bir hücre, sonra amipler, balıklar, kertenkeleler, atlar, maymunlar ve en sonunda insan oluşmasını beklesinler; sonra da bu insanın arabalar tasarlamasını, buluşlar yaparak medeniyetler kurmasını izlesinler. Bunun gerçekleşmeyeceğini aslında en koyu evrimci dahi çok iyi bilmekte, ancak aynı iddiayı latince terimler ve ağır bir üslupla anlatınca, bunun inanılabilir olduğunu zannetmektedir .
Yeryüzünde gördüğümüz tüm bu canlıların, eşsiz güzellikteki çiçeklerin, meyvelerin, birbirinden güzel tatların, kelebeklerin, ceylanların, tavşanların, panterlerin, kuşların, milyarlarca farklı görünümdeki insanların, bu insanların kurdukları şehirlerin, inşa ettikleri binaların, köprülerin bir çamur birikintisinde n tesadüfen ortaya çıktığına inanmak, akıl kaybına uğramak demektir. Bu saçmalığa inanan insanların sayısının çok olması ise, bu akılsızlığı makul hale getirmez, aksine ortada mucizevi bir durum olduğunu gösterir. 150 yıl önce bir mucize gerçekleşmiş, amatör olarak biyolojiyle ilgilenen yaşlı bir adamın, bir deniz yolculuğu sırasında, hayal gücüyle ürettiği saçma fikirler, bir anda büyük bir kitleyi etkisi altına almaya başlamıştır. Bu saçma iddiaların bu kadar çok insanı büyü gibi sarması, Allahın yarattığı büyük bir mucizedir. Allah Kuranda bazı insanların olmadık şeylere inanacaklarını, kuruntulara kapılacaklarını, ama bunları fark edemeyecekleri ni bildirmektedir .



SEZENİM...
Paylaşım için sağol SEZEN..Bilgiler yine çok faydalı..

Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur..Siz siz olun tesadüf kelimesini sakın kullanmayın..


Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
Tin suresi.4'üncü ayet.
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (Daim)  
Alt 31.10.06, 20:03
TaRiHmAn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Şehir: TÜRKİYE
Yaş: 33
Mesajlar: 1.152
Karizma Puanı: 206
TaRiHmAn is just really niceTaRiHmAn is just really niceTaRiHmAn is just really niceTaRiHmAn is just really niceTaRiHmAn is just really nice
Ce: Evrim Teorisi Aldatmacasi...

Paylaşım için teşekkürler. Güzel ve faydalı bilgiler. Okunmaya değer.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (Daim)  
Alt 18.09.07, 02:49
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.138
Karizma Puanı: 572
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb KURAN Da Evrime Delil Yoktur!!!

KURandA EVRIME DELIL YOKTUR

Evrim teorisi, 19. yüzyilda Charles Darwinin kendi çalismalari sonucunda ortaya koydugu ve insanlari Allahin yolundan alikoymak isteyenlerin destekledigi bir yalandan ibarettir. Bu yazi dizisi, evrim teorisinin bir kisim insanlarin iddia ettigi gibi Kuran ayetleriyle desteklenmedigini, bilakis, Kurandaki birçok ayetle teorinin tamamen dini inkar mantigi üzerine kurulu oldugunu gözler önüne sermek için hazirlanmistir.

Evrim ve Yaratilis Kavramlarinin Uyusmazligi

Materyalist felsefe canliligin olusumunu evrim teorisiyle açiklar. Evrim teorisi ile materyalist felsefe birbirini tamamlayan iki düsünce sistemidir. Inkarcilik, tarihin basindan bu yana, evrenin ve insanlarin "yaratilmamis" olduklarini iddia etmis, bu saçma iddiayi makul gösterebilmek için çesitli yollar aramistir ve 19. yüzyilda Darwin'in teorisi ile, bu konuda en büyük girisimini yapmistir. Bu bilimsel delili olmayan teoriye göre canlilik, bir Yaratici olmadan, tesadüfen olusmus ve tüm canlilar birbirinden türemistir.

Evrim teorisinin karsisinda ise yaratilis gerçegi yer alir. Bu gerçege göre madde sonsuzdan beri var degildir, basibos da degildir; ALLAH maddeyi yoktan yaratmis ve düzenlemistir. Canlilar da yine ALLAH'in yaratmasiyla var olmustur. Evrendeki ve canlilardaki büyük tasarim, hesap, denge ve düzen, bu gerçegin açik kanitlaridir.

Yani evrim teorisine destek vermek Müslüman için söz konusu degildir. Elbette insanlar istedikleri gibi düsünebilir, istedikleri teoriye inanabilirler. Ama ortaya atilma sebebi ALLAH'i ve yaratilisi inkar etmek olan bir teori ile "uzlasmak" mümkün degildir. Böyle bir çabaya girmek, dinin temelinden taviz vermek olur ki, kabul edilmesi mümkün degildir. Nitekim böyle bir girisimin dine zarar vermek anlamini tasidigini bilen evrimciler, dindarlari bu girisime zorlamak için çaba göstermektedirler. Bilimsel tartismalar yaratilisi savunan bilim adamlarinin kesin zaferleriyle sonuçlandigindan materyalist çevreler evrimsel yaratilis görüsüne sarilmaktadir. Evrimciler, inanç sahibi kisilerin destegini alabilmek ve onlarin evrim teorisi karsisinda yaptiklari fikri mücadeleyi zayiflatabilmek için, "evrimsel yaratilis fikri"ni el altindan destekleyerek farkli bir yol denemektedirler. Iste bu sinsi destek kimi müslümanlarin yanlis fikirlere kapilmalarina sebep olmaktadir. Evrimci bilim adamlarindan destek almalariyla, çesitli nedenlerden dolayi kendileri de evrimcilerin batil fikirlerine destek vermektedirler. Bir nevi iki görüs arasinda bir köprü olusturulmaya çalisilmaktadir. Müslümanlarin bu tehlikeli tavizi vermelerinin belli basli sebepleri vardir.

Neden Bazi Müslümanlar Evrim Teorisini Savunuyorlar?

Darwin gibi günümüzün evrimci bilim adamlari da kompleks sistemlerin evrim teorisini büyük bir açmaza soktugunu bilirler. Ancak bunlari dile getirmek yerine demagoji yapmayi, bilimsel delil yerine senaryo yazarak üstün gelmeyi ve türlü aldatmacalarla evrim teorisini sözde bilimsel bir imajla süsleyerek insanlara dayatmayi tercih ederler. Evrimcilerin bilimsellik ya da akilcilik gibi bir endiseleri yoktur. Onlar için önemli olan toplumu evrimin bilimsel bir gerçek olduguna inandirmak, bunun için de göz boyayici bir "bilimsellik" imaji olusturmaktir. (Detayli bilgi için bkz. Darwinizm'in Karanlik Büyüsü, Harun Yahya, Vural Yayincilik)

Iste Müslüman evrimciler de evrim teorisinin bu sözde bilimsel görüntüsünden etkilenirler. Özellikle de Darwinistlerin kullandiklari "evrim teorisine inanmayan dogmatiktir", "evrim teorisine inanmayan bilimsel degildir" seklindeki asilsiz sloganlardan tedirgin olur ve inandiklari gerçekten taviz verirler. Güncellikten uzak bilgilerin, evrim propaganda kitapçigi haline gelen eserlerin etkisinde kalip, evrimin canliligin olusumunu açiklayabilen tek teori olduguna inanirlar. Bilim dünyasinda yasanan gelismeleri, evrim teorisindeki çeliskileri ve bu teorinin iddialarinin tüm geçerliligini yitirdigini bilmediklerinden din ile evrimi bagdastirmaya çalisirlar.

Evrimcilerin, insanlari kendi saflarina çekmek için kullandiklari propaganda yöntemlerinin basinda "teori, bilim dünyasinin geneli tarafindan kabul edilmektedir" söylemi gelir. Bir baska deyisle, evrimciler çevrelerindeki insanlara, kendilerinin daima çogunluk olduklari ve çogunlugun da her zaman hakli oldugu yönünde telkind bulunurlar.

Evrimcilerin bu propaganda yönteminin yanlisligi -kendisi de bir evrimci olan- Bogaziçi Üniversitesi eski felsefe profesörü merhum Arda Denkel tarafindan su sekilde açiklanmistir:

"Evrim kuramini, çok sayidaki saygin kisinin, kurulusun evrimciligi benimsemis olmasi mi kanitlayacak? Yoksa mahkeme kararlariyla mi dogru kilinacak bu kuram? Dogrulugu saglayan sey, saygin ve yetki sahibi kisilerce dogru bulunmak midir acaba? Bir tarihsel olguyu animsatmak isterim. Galileo Galilei, döneminin bütün saygin kisilerine, hukukçularina ve özellikle de bilim adamlarina karsi tek basina karsi çikip dogru olani söylüyor ve savunmuyor muydu? Engizisyon mahkemelerinin öbür eylemleri de, ortaya buna benzer görünümler koymamis miydi? Toplumda saygin ve basat olan çevreleri arkasina almak, ne dogruluk yaratan, ne de bilimsellikle dogrudan ilgili olan bir seydir." (1)

Konunun bir diger yönü ise, bugün evrim teorisinin sanildigi gibi "tüm bilim dünyasi tarafindan kabul edilen bir teori" olmayisidir. Son 20-30 yil içinde, evrim teorisini reddeden bilim adamlarinin sayisi hizla artmaktadir. Bunlarin çogu evrendeki ve canlilardaki kusursuz tasarimi görerek, Darwinizm dogmasindan kendilerini kurtarmaktadirlar.

Kaldi ki, eger gerçekten evrimciler çogunlukta olsalar dahi, bunun bir degeri olmaz. Çogunlugun sahip oldugu anlayisi "mutlaka dogrudur" diye kabul etmek dogru olmaz. Bu gerçegin evrim teorisini kabul eden Müslümanlar tarafindan da biliniyor olmasi gerekir; Kuran'da bildirildigine göre, tarihteki pek çok inkarci topluluk ALLAH'i ve dinini inkar etmek için kendilerinin çogunlukta olduklarini söyleyerek, insanlari hak yoldan döndürmeye çalismislardir. ALLAH, bu çarpik mantiga karsi iman edenleri uyarmakta ve çogunluga uymanin insanlari büyük aldanislara sürükleyebilecegine söyle dikkat çekmektedir:

Yeryüzünde olanlarin çogunluguna uyacak olursan, seni ALLAH'in yolundan sasirtip-saptirirlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.' (Enam Suresi, 116)

Tüm müslümanlar Allahin ayetleri üzerinde düsünmeli ve inkarci insanlarin oyunlarina karsi dikkatli olmalidir.

MÜSLÜMAN EVRIMCILERIN GÖZARDI ETTIKLERI GERÇEKLER

Dün, bazi Müslümanlarin, evrimcilerin telkinleri altinda kaldiklarindan ve bilimsel gelismelerden haberdar olmadiklari için evrim teorisini bilimsel bir gerçek olarak gördüklerinden bahsettik. Iste bu bilgi eksikligi Müslüman evrimcilerin evrim teorisiyle ilgili pek çok gerçegi göz ardi etmelerine neden olur. Gözardi edilen bu gerçeklerin en önemlileri sunlardir:


Empedokles gibi bazi felsefeciler dünyanin, yeryüzü, ates, hava, su olmak üzere dört elementten olustugunu öne sürüyorlardi. 17.yüzyila ait bu ilüstrasyonda, dört elementin günes etrafinda olusturdugu daireler sembolize ediliyor.
Evrim Düsüncesi Eski Yunandan Gelen Putperest Bir Inançtir

Ilk olarak Misir, Babil ve Sümer gibi Milattan önce yasamis toplumlarin batil dinlerinde rastlanan evrim fikri, buradan Eski Yunan toplumundaki filozoflara geçmistir.

Miletli Yunan felsefecilerden Empedokles, Thales ve Anaksimenderes'in en önemli iddialari yine ilk canlilarin cansiz maddelerden -hava, ates, su gibi- kendiliginden olustuguydu. Miletli felsefeci Thales tüm hayatin kökeninin "su" olduguna inaniyordu. Sudan yola çikarak bitkilerin, hayvanlarin gelistigini ve en sonunda da insanin olustugunu söylüyordu.(2) Empedokles ise kendisinden önceki düsünceleri birlestirip, temel elementler olarak su, ates, hava ve topragi benimsemisti. Bu elementlerin biraraya gelerek vücutlari olusturduklarini düsünmüstü. Insanin bitki yasamindan gelismis olduguna ve bu sürecin gerçeklesmesinde tek sorumlu etkenin tesadüf olduguna inanmisti.(3) (Detayli bilgi için Bkz. Darwinizm Dini, Harun Yahya, Vural Yayincilik, 1999)

Dikkatli bakildigi zaman geçmis çaglarin evrimci düsünürleri ile günümüz evrimcilerinin fikirleri arasinda çok büyük benzerlikler oldugu görülür. Evrenin basi ve sonu olmadigi yönündeki materyalist düsüncenin ve canlilarin tesadüfler sonucu olustugunu iddia eden evrimci düsüncenin kökenlerini putperest Sümer kültüründe ya da materyalist Yunan düsünürlerinde bulmak mümkündür.

Iste Müslüman evrimcilerin destek verdikleri evrim teorisinin kökeni bu kadar eksilere kadar uzanan batil bir anlayistir. Materyalist düsüncelerle ortaya atilmistir ve putperest anlamlar içermektedir.

Dogal Seleksiyon ve Mutasyonlarin Evrimlestirici Bir Gücü Yoktur

Bugün evrim teorisi olarak adlandirdigimiz neo-Darwinist model, sözde evrimin gerçeklesmesinde rol oynayan iki mekanizma öne sürer: Dogal seleksiyon ve mutasyon.

Dogal seleksiyon dogal seçilim demektir. Buna göre yasam mücadelesi içinde güçlü olanlar ve dogal sartlara uyum gösterebilenler hayatta kalirlar, digerleri ise elenerek yok olurlar. Örnegin bir bölgede hava sartlarinin degiserek isinin giderek düsmesi, o bölgede yasayan hayvan popülasyonlari içinde düsük isilara dayaniksiz olan bireylerin ayiklanmasi anlamina gelir.

Uzun vadede sadece soguga dayanikli olan bireyler hayatta kalir ve popülasyonun tümü bunlardan olusur. Veya vasaklarin saldiri tehditi altinda yasayan tavsanlardan çevreye en iyi uyum saglayanlar veya en hizli kaçanlar hayatta kalir ve bu özelliklerini bir sonraki nesle aktarirlar. Ama dikkat edilirse burada yeni bir özellik ortaya çikmamakta, mevcut hayvanlar farkli bir türe dönüsmemekte, farkli bir özellik kazanmamaktadirlar. Dolayisiyla dogal seleksiyon mekanizmasi evrimlestirici bir özellige sahip degildir.

Bu durumda evrimcilerin elinde geriye sadece mutasyon kalir. Evrim teorisinin iddiasinin kabul edilebilmesi için, mutasyonlarin canlilarin genetik bilgisini gelistirmeleri gerekmektedir.

Mutasyon, canlilarin genlerinde radyasyon gibi dis etkiler ya da DNA'daki kopyalama hatalari sonucu olusan bozulmalardir. Mutasyonlar elbette ki degisiklige sebep olabilir, ancak bu degisiklikler hiçbir zaman olumlu yönde olmaz, daima bozucu niteliktedir. Diger bir deyisle mutasyonlar canlilari gelistiremez, aksine her zaman için canlilara zarar verirler. (Detayli bilgi için Bkz. Evrim Aldatmacasi, Harun Yahya, Vural Yayincilik) Fransa'nin en ünlü zoologlarindan biri olan Pierre Paul-Grassé'nin mutasyonlar hakkinda yaptigi yorum, bu noktada oldukça açiklayicidir:

Mutasyonlar, zaman içinde son derece düzensiz biçimde meydana gelirler. Birbirlerini tamamlayici bir özellikleri yoktur ve birbirini izleyen nesiller üzerinde belirli bir yöne dogru kümülatif (gittikçe artan) bir etkileri olmaz. Zaten var olan yapiyi degistirirler, ama bunu tamamen düzensiz bir biçimde yaparlar... Bir canli vücudunda çok küçük bile olsa bir düzensizlik olustugunda ise, bunun sonucu ölüm olur. Yasam olgusu ile anarsi (düzensizlik) arasinda hiçbir olasi uzlasma yoktur. (4)

Günümüze kadar gözlemlenmis tüm mutasyonlar, çogu zaman zararli, nadiren de etkisizdirler. Buna ragmen evrimciler dolayisiyla Müslüman evrimciler de-, mutasyonlari hala geçerli bir evrimsel mekanizma olarak savunmaya çalisirlar.

Fosil Arastirmalari Yaratilis Gerçegini Tastik Etmektedir

Evrim teorisinin iddia ettigi senaryonun yasanmamis oldugunun en açik göstergesi, fosil kayitlaridir.

Evrim teorisine göre bir canli türü, zamanla bir digerine dönüsmüs ve bütün türler bu sekilde ortaya çikmislardir. Teoriye göre bu dönüsüm yüz milyonlarca yil süren uzun bir zaman dilimini kapsamis ve kademe kademe ilerlemistir. Bu durumda, iddia edilen uzun dönüsüm süreci içinde sayisiz ara türlerin olusmus ve yasamis olmalari gerekir. Ancak günümüze kadar tek bir ara geçis formu bile bulunamamistir. Bu, evrimsel bir sürecin hiçbir zaman yasanmadigi anlamina gelir.

Evrimciler, fosil kayitlarinin evrimi yalanlamasinin yaninda yaratilis gerçegine bilimsel bir delil sagladiklarini da itiraf etmektedirler. Örnegin evrimci paleontolog Mark Czarnecki söyle bir itirafta bulunur:

"Teoriyi (evrimi) ispatlamanin önündeki en büyük engel her zaman için fosil kayitlari olmustur Bu kayitlar hiçbir zaman için Darwin'in varsaydigi ara formlarin izlerini ortaya koymamistir. Türler aniden olusurlar ve yine aniden yok olurlar. Ve bu beklenmedik durum, türlerin Tanri tarafindan yaratildigini savunan yaratilisçi argümana destek saglamistir." (5)



ALLAHIN YARATMA ILMI

Evrimsel yaratilisi savunanlarin iddiasina göre, ALLAH canlilarin genetik yapilarinda mutasyonlar yoluyla birtakim degisimler meydana getirmekte ve böylece onlara faydali organlar kazandirmaktadir. Ya da yine bu iddiaya göre ALLAH önce ilkel canlilar yaratmakta, sonra onlari kompleks canlilar haline getirmek, onlari mükemmellestirmek için dogal seleksiyonu kullanmaktadir. Dogal seleksiyon mekanizmasiyla bir canliya organ eklemekte ya da önceden yarattigi bir organi körelterek, çikarmakta, bir türü bir baska türe dönüstürmektedir.

Bilimsel gelismelerden haberdar olmayan bazi insanlar, evrim teorisini de desteklemek için bu tip hayali çikarimlar yapmaktadirlar. Ancak bu iddia bilimsel gerçeklere tamamen aykiridir. Kuranda da bu sekilde bir yaratilistan kesinlikle söz edilmemektedir.

ALLAH Tüm Kainati Yoktan Var Edendir

ALLAH diledigini diledigi sekilde ve zamanda, örneksiz olarak yaratan, yoktan var edendir. Her türlü eksiklikten uzak olan, hiçbir seye ihtiyaç duymayandir. Dolayisiyla ALLAH'in yaratmasi için de hiçbir sebebe, araca, asamaya ihtiyaç yoktur. Dünyada herseyin belli sebeplere, doga kanunlarina bagli olmasi kimseyi yaniltmamalidir. ALLAH, tüm bu sebeplerin Yaraticisi olarak bunlardan tamamen münezzehtir.

Sunu da belirtmek gerekir: ALLAH dilerse yaratmada belirli safhalar kullanabilir. Örnegin bitkiyi tohumdan çikarir veya insani tek bir sperm ile yumurta hücresinin birlesmesinden, asama asama yaratir. Fakat bu safhalarin ileride de detaylandiracagimiz gibi- evrim iddiasi ile hiçbir ilgisi yoktur. Hiçbir asamada sansa, tesadüfe, basibosluga yer yoktur ki, evrim teorisinin temel iddiasi rastgele, suursuz tesadüflerle, kendi kendine meydana gelen olaylardir. Bir bitkinin meydana gelisinin ya da tek bir hücrenin "en güzel surette" yaratilmis olan bir insan haline dönüsmesinin her safhasi, ALLAH'in sonsuz kudreti ile yaratilmis, mükemmel sistemler sayesinde gerçeklesir.

ALLAH yerleri, gökleri ve ikisi arasindaki herseyi, tüm canlilari yalnizca dilemis ve yaratmistir. Bu, ALLAH için son derece kolaydir. Kuran'da da bu gerçege isaret edilmis ve ALLAH'in yaratisi hakkinda sunlar bildirilmistir:

Onu istedigimizde herhangi bir sey için sözümüz, ona yalnizca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)

Yaratilis Bir Mucizedir


Bazi Müslümanlarin evrim fikrine itibar etmesinin kökeninde, ALLAH'in diledigi anda diledigini yaratma ve yok etme gücünü göz ardi etmelerinin önemli bir rolü vardir. Söz konusu evrimci Müslümanlar, doga kanunlarinin sabit ve degismez oldugu ve hiçbir olayin doga kanunlari disinda gerçeklesmeyecegini varsayan "natüralist" dogmanin etkisi altinda düsünmektedirler. Oysa bu çok büyük bir yanilgidir. Çünkü "doga kanunlari" dedigimiz kavramlar, ALLAH'in maddeyi belirli bir düzen içinde yaratmasindan ve korumasindan kaynaklanmaktadir. Bunlar maddenin bizzat kendisinden kaynaklanan özellikler degildir.

Müslüman evrimciler, Darwinistlerin fikri temelini olusturan natüralist dogmadan etkilenmis olduklari için, canlilarin ve insanin kökenini de doga kanunlarina göre açiklamaya çalismaktadirlar. ALLAH'in bu doga kanunlari ile sinirlanmis bir yaratilisla canlilari var ettigini düsünmekte, dolayisiyla mutasyon, dogal seleksiyon, türlesme gibi kavramlari kullanarak bir türün digerine dönüsmesi yoluyla yaratilis oldugunu zannetmektedirler. Oysaki bir Müslümanin böyle bir "natüralist" mantiga kapilmasi çok hatali olur, çünkü Kuran'in pek çok ayetinde bildirilmis olan mucizeler, bu mantigin yanlis oldugunu açikça göstermektedir.

Nitekim Kuran'da canlilarin ve insanin yaratilisi konusundaki ayetlere baktigimizda, bu yaratilislarin doga kanunlari içinde degil, mucizevi sekilde oldugunu açikça görürüz. ALLAH canlilarin yaratilisini söyle açiklamaktadir:

ALLAH, her canliyi sudan yaratti. Iste bunlardan kimi karni üzerinde yürümekte, kimi iki ayagi üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayagi) üzerinde yürümektedir. ALLAH, diledigini yaratir. Hiç süphesiz ALLAH, herseye güç yetirendir. (Nur Suresi, 45)

Ayette karada yasayan temel canli gruplarina (sürüngenler, kuslar ve memeliler) isaret edilmekte ve bunlari ALLAH'in sudan yarattigi bildirilmektedir. Dikkat edilirse, bu canli gruplari evrim teorisinin öngördügü gibi "birbirlerinden" degil, "sudan" yaratilmislardir. Yani ortak bir malzemeden, ALLAH'in sekillendirmesiyle ayri ayri var edilmislerdir.

Bu ortak malzemenin su oldugu gerçegi, bugün bilimsel verilerle de açikça ortadadir. Su, dünyadaki her canlinin vücudunun en temel unsurudur. Memelilerde vücudun yaklasik % 70'i sudur. Her canli, vücudundaki su sayesinde hücre içi, hücreler arasi ve dokular arasi ulasimi saglar. Su olmadan canliligin olamayacagi herkes tarafindan kabul edilen bir gerçektir.

Insanin Çamurdan Yaratilisi

ALLAH Kuran'da insanin yaratilisinin da mucizevi bir biçimde oldugunu haber verir. Ilk insan, ALLAH'in çamuru sekillendirip insan bedeni haline getirmesi ve ardindan bu bedene ruh üflemesiyle yaratilmistir:

Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben, çamurdan bir beser yaratacagim" demisti.

"Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üfledigim zaman siz onun için hemen secdeye kapanin." (Sad Suresi, 71-72)

Dikkat edilirse ayetlerde insaninMüslüman evrimcilerin iddia ettigi gibi "maymundan" veya bir baska canli türünden degil, cansiz bir madde olan çamurdan yaratildigi özellikle belirtilmektedir. ALLAH cansiz çamuru mucizevi bir biçimde insana dönüstürmüs ve bu bedene ruh üflemistir. Bunda hiçbir "dogal evrim süreci" yoktur, ALLAH'in dogrudan mucizevi bir fille yaratmasi vardir.



KURAN AYETLERINDEN EVRIM TEORISINE DELIL GETIRMEYE ÇALISANLARIN YANILGILARI

Darwinizm'i savunan bazi Müslümanlar, anlamlari çok net olan ayetleri hatali tefsir etmekte, ayetlere gerçek ve açik anlamlarindan baska anlamlar yüklemektedirler. Evrimi savunabilmek ve Kuran'dan delillendirebilmek için bazi ayetlerin anlamlarini hatali yorumlayarak, zan ve tahminle çikarimlarda bulunarak, kendi istekleri dogrultusunda yorumlar yapmaktadirlar. Bu ise son derece tehlikeli bir durumdur. ALLAH bu gibi kimselerin durumunu Kuran'da söyle bildirmistir:

Onlardan öyleleri vardir ki, dillerini kitaba dogru egip bükerler, siz onu kitaptan sanasiniz diye. Oysa o kitaptan degildir. "Bu ALLAH Katindandir" derler. Oysa o, ALLAH Katindan degildir. Kendileri de bildikleri halde ALLAH'a karsi (böyle) yalan söylerler.
(Al-i Imran Suresi, 78)

Ayetleri bilerek, aslindan farkli yorumlamak, ayetlerin anlamlarini saptirmak büyük bir suçtur. Elbette ki dinle evrimin bagdastigini iddia eden herkesin bilerek böyle bir suç isledigini söylemek dogru degildir, çünkü bu kisilerin bir kismi söyledikleri sözün anlamini düsünmeden ya da evrim teorisinin arkasindaki tehlikelerin farkinda olmadan böyle bir yanilgiya düsmektedirler. Ancak yine de ALLAH adina konusarak, ayetleri delil göstererek insanlari Kuran hakkinda yanlis yönlendirecek iddialarda bulunmanin sorumlulugu altina girmekten herkes kaçinmalidir. Bu durumda olan kisilerin durup, konunun ciddiyeti üzerinde bir kez daha düsünmeleri ve ALLAH'a karsi hesabini veremeyecekleri bir tefsir ya da yoruma girmemeleri gerekir. Unutmamak gerekir ki bu kisiler yalnizca kendileri yanilgiya düsmekle kalmaz, ayni zamanda yorumlarini okuyan kisilerin de yanilgiya düsmelerine neden olurlar. Bu da ciddi bir yükümlülüktür.
Iste bu bölümde evrim ön kabulüyle Kuran ayetlerini hatali olarak yorumlayan Müslüman evrimcilerin hangi ayetleri evrime delil gösterdiklerine deginecegiz. Ayrica bu kimselerin iddialarina yine Kuran'dan cevaplar verecek, muteber kaynak kabul edilen Islam alimlerimizin tefsirleri ile karsilastirmada bulunacagiz.

1. YANILGI: Kuran'da Evrimsel Sürece Isaret Bulundugu Yanilgisi

"Gerçek su ki, insanin üzerinden, daha kendisi anilmaya deger bir sey degilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti." (Insan Suresi, 1)

Yukaridaki ayet ayni çevrelerin evrime delil olarak sunduklari bir diger ifadedir. Kisisel yorumlarina dayali bir çeviriyle "kendisi anilmaya deger birsey degilken" ifadesi "insanin bir insan olmadan önceki hallerinin ifade edildigi" seklinde açiklanmaktadir. Oysa ilk iddia gibi bu evrimci iddia da gerçeklerden uzaktir.

Alti çizili ifadenin Arapçasi su sekildedir:

"lem yekun sey'en mezkuren"
Lem yekun : degildi
Sey'en : bir sey
Mezkuren : zikredilen, adi geçen

Bu ifadeyi "evrimsel yaratilis"a bir delil olarak göstermek de çok zorlama bir yorumdur. Nitekim bu ayet Islam alimleri tarafindan evrimsel bir süreç olarak yorumlanmamaktadir.

Ömer Nasuhi Bilmen ayeti su sekilde tefsir eder:

"Bu ayetler, Cenab-i Hakk'in insanlari hiç mevcut, malum degillerken bilahare birer katre sudan isitir ve görür bir halde yaratmis ve onlari imtihana tabi tutmus oldugunu bildiriyor... Nev'i insan, baslangiçta hiç mevcut degildi, sonra bir müddet içinde bir katre sudan, bir topraktan ve çamurdan tasvir edilmis bir ceset haline gelmistir. O insan, o zaman malum degildi, onun ne gibi bir ismi haiz ve ne için yaratilmis oldugu gök ve yer halkinca bilinmiyordu. Sonra kendisine ruh bilinci yad edilmeye baslanilmistir." (6)

Imam Taberi ise ayeti, "Insanin '(Adem'in) üzerinden öyle bir zaman dilimi geçmistir ki; o esnada o, sani ve üstünlügü olan bir sey bile degildi. O sadece yapiskan bir çamur ve degisken bir balçikti" seklinde tefsir etmektedir. (7)

Dolayisiyla da bu ayette geçen ve zaman ifade eden tanimi "evrimsel süreç" olarak yorumlamak, Kuran'a göre dayanagi olmayan subjektif bir yorumdur.

2. YANILGI: Insanin, "Evrimsel Merhaleler" Sonucu Yaratildigi Yanilgisi

"Size ne oluyor ki, ALLAH'tan bir vakari ummuyorsunuz? Oysa O, sizi gerçekten tavir tavir yaratmistir." (Nuh Suresi, 13-14)

Evrimsel yaratilisi savunanlar yukaridaki ayette geçen "tavir tavir" kelimesini "evrim merhalelerinden geçirerek" seklinde çevirirler. Oysa ayette geçen Arapça "etvaren" kelimesinin "evrim merhaleleri" seklinde çevrilmesi bu kisilerin sahsi yorumlaridir ve Islam alimleri tarafindan da ittifakla kabul görmemektedir.

"Etvar" kelimesi "tavir, halet, durum" anlamina gelen "Tavru" kelimesinin çoguludur ve Kuran'da bu sekilde baska bir ayette geçmemektedir. Islam alimlerinin bu ayetle ilgili tefsirleri de bu gerçegi ortaya koymaktadir.

Ömer Nasuhi Bilmen ayeti; "Halbuki, sizi muhakkak türlü türlü derecelerde yaratmistir" seklinde çevirmis ve su sekilde tefsir etmistir:
Haalik-i Kerim (sizi muhakkak türlü türlü derecelerde) muhtelif suretlerde (yaratmistir) Siz baslangiçta birer nutfe idiniz, sonra kan parçasi, et parçasi, kemik sahibi oldunuz, sonra da bir insan olarak vücut sahasina atildiniz. Bütün bu muhtelif, ibret feza hadiseler, inkilaplar, bir Haalik-i Hakim'in varligina, kudret ve azametine birer parlak delil degil midir? Ne için siz kendi yaradilisinizi hiç düsünmüyorsunuz!" (

ALLAH baska ayetlerde insanin yaratilis asamalarini anne rahmindeki asamalar olarak anlatmaktadir. (Hac Suresi, 5) Dolayisiyla "etvaren" kelimesinden de bu mananin çikarilmasi gerekir. Bu kelimeden, insanin kökenini bir baska canli türüne baglamaya çalisan evrim teorisine dayanak aramak, temelsiz bir yorumdur.

3. YANILGI : Önce Topraktan, Sonra Sudan Yaratilmanin Evrimsel Yaratilisa Isaret Ettigi Yönündeki Yanilgi

"... Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayagi tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kilan (ALLAH)i inkar mi ettin?" (Kehf Suresi, 37)

Kehf Suresi'nin 37. ayetinin ve insanin sudan yaratildiginin ifade edildigi diger ayetlerin evrimsel yaratilisa bir delil olarak gösterilmesi sadece kisisel yorumdur; bu ayetlerin böyle bir manalari yoktur. Ayette geçen "topraktan yaratilma" Hz. Adem'in yaratilisini, sudan yaratilip düzgün bir adam haline gelme ise spermden baslayan gelismeyi anlatmaktadir. Asagidaki ayette de ALLAH'in balçiktan dogrudan bir beser yarattigina isaret edilmektedir. Hz. Adem'in yaratilisinin anlatildigi bu ayette de bir asama bildirilmektedir:

Hani Rabbin meleklere demisti: "Ben, kuru bir çamurdan, sekillenmis bir balçiktan bir beser yaratacagim. Ona bir biçim verdigimde ve ona ruhumdan üfürdügümde hemen ona secde ederek (yere) kapanin." (Hicr Suresi, 28-29)

Zaten Kuran'da anlatilan yaratilis asamalari dikkatle okunur, birbirini takip eden süreçler göz önünde bulundurulursa evrimci yorumun yanlis oldugu da hemen anlasilir. Kuran'da Hz. Adem'in evrimsel bir asama ile yaratilmadigina isaret eden daha pek çok ayet bulunmaktadir. Bu ayetlerden birinde söyle buyrulmaktadir:

Süphesiz, ALLAH Katinda Isa'nin durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yaratti, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi. (Al-i Imran Suresi, 59)

Yukaridaki ayette ALLAH Hz. Adem ile Hz. Isa'nin ayni sekilde yaratildiklarini bildirmektedir. Daha önce de vurguladigimiz gibi Hz. Adem, herhangi bir atasi olmaksizin, topraktan ve ALLAH'in "ol" demesiyle var edilmistir. Hz. Isa ise yine bir babasi olmaksizin, ALLAH'in dilemesiyle, bir "ol" emriyle yaratilmistir. Ayetlerde Hz. Meryem'in Hz. Isa'ya hamile kalisi su sekilde açiklanmaktadir:

Demisti ki: "Ben, yalnizca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armagan etmek için (buradayim)." O: "Benim nasil bir erkek çocugum olabilir? Bana hiçbir beser dokunmamisken ve ben azgin utanmaz (bir kadin) degilken" dedi. "Iste böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki: -Bu Benim için kolaydir. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kilmak için (bu çocuk olacaktir)." Ve is de olup bitmisti. (Meryem Suresi, 19-21)

Topraktan ve sudan yaratilmanin geçtigi diger ayetlerde de, az önceki maddede inceledigimiz gibi insanin evrim asamalari degil, insanin yaratilisinin anne karnina düsmeden önceki, anne karnindaki ve dogumdan sonraki asamalari tarif edilmektedir. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] veya [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]


4. YANILGI : Ilk Insanini Bir Süreç Içinde Yaratildigi Iddiasi

Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten Ben, çamurdan bir beser yaratacagim" demisti. (Sad Suresi, 71)

Evrimsel yaratilisla ilgili bir diger yanilgi ise yine ayette geçen bir ifadenin yanlis bir sekilde yorumlanmasi sonucu ortaya çikmaktadir. Ayetteki alti çizili ifade "çamurdan bir beser yapmaktayim" seklinde tercüme edilmekte ve bunun evrim süreci içinde, yavas yavas yaratilisa isaret ettigi iddia edilmektedir. Ancak ayetin Arapçasi bu sekilde bir çevirinin kisisel bir yorum ve kasitli bir çarpitma oldugunu açikça ortaya koymaktadir:

"Inni halikun beseren min tin." = "Ben çamurdan bir beser yaratanim."

Bu ayette "yapmaktayim" seklinde bir ifade bulunmamaktadir. Nitekim ayetin devaminda "onu bir biçime sokup üfledigim zaman ona secdeye kapanin" seklinde geçmekte ve buradan da "yaratma" fiilinin bir anda olup bittigi anlasilmaktadir.

5. YANILGI: Kurana Göre Insanlarla Maymunlar Arasinda Soy Bagi Oldugu Yanilgisi

Evrim teorisi tartismalari sirasinda bazi kimselerce yanlis yorumlanan ayetlerden biri de, ALLAH'in geçmiste bir grup Yahudiyi maymun kilmasiyla ilgilidir. Ayetler söyledir:

andolsun, sizden (Israilogullarindan) cumartesi (günü) yasagi çigneyenleri elbette biliyorsunuz. Iste Biz, onlara: "Asagilik maymunlar olun" dedik. Bunu, hem çagdaslarina, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir ögüt kildik. (Bakara Suresi, 65-66)

Oysa ayetten evrim teorisine paralel bir mana çikarilamayacagi asikardir. Bunun birkaç ayri sebebi vardir:

1) Ayette kastedilen ceza, büyük olasilikla manevi bir anlamdadir. Yani söz konusu Yahudilerin fiziksel anlamda degil, karakter yönünden maymuna benzetilmis olmasi kuvvetle muhtemeldir.

2) Eger kastedilen ceza fiziki manada gerçeklesmis olsa bile, bu doga kanunlarinin disinda gerçeklesen bir mucize olur. Burada ALLAH'in dilemesiyle, bir anda mucizevi bir dönüstürme, yani bilinçli bir yaratilis söz konusudur.

3) Ayette kastedilen ceza, tarihte tek bir kez ve sinirli sayida insan için gerçeklesmistir. Oysa evrim teorisi tüm insanlarin maymunlar ile akraba olduklari gibi mantik ve bilim disi bir senaryo öne sürer.

4) Ayette, insanlarin maymuna dönüsmesinden söz edilmektedir. Oysaki evrim teorisinin iddiasi ters yöndedir.

5) Kuran'da, Maide Suresi'nin 60. ayetinde de ALLAH'in gazaplandigi sapkin bir toplulugun maymunlara ve domuzlara çevrildiginden bahsedillir. Bu durumda, bastan beri inceledigimiz hatali mantik örgüsüyle hareket edildiginde, ayette insanin yalniz maymunla degil domuzla arasinda da bir evrimsel baga isaret oldugu gibi gerçek disi bir sonuca varilmasi gerekmektedir. Halbuki evrimcilerin dahi domuzla insan arasinda böyle bir baglanti olduguna dair bir iddialari yoktur.

6. YANILGI: Hz. Ademin Ilk Insan Olmadigi Yönündeki Yanilgi

Evrimsel yaratilisla ilgili olarak ortaya atilan bir diger iddia ise, Hz. Adem'in ilk insan olmayabilecegi -hatta insan olmayabilecegi (Hz. Adem'i tenzih ederiz)- seklindedir. Bu iddiaya delil olarak asagidaki ayet gösterilmektedir:

Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edecegim" demisti. Onlar da: "Biz seni sükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çikaracak ve kanlar akitacak birini mi var edeceksin?" dediler. (ALLAH "Süphesiz sizin bilmediginizi Ben bilirim" dedi. (Bakara Suresi, 30)

Bu iddiayi savunan çevreler ayette geçen "halife var edecegim" seklindeki ifadede geçen Arapça "ceale" fiilini, "tayin etmek" kelimesi ile açiklamaktadirlar. Yani Hz. Adem'in ilk insan olmadigini, birçok insan arasindan halife olarak "tayin edildigini" öne sürmektedirler. Oysa "ceale" kelimesinin Kuran'da kullanilan çok çesitli anlamlari vardir ve bunlar su sekildedir:

Ceale: Yaratmak, icad etmek, çevirmek, yapmak, koymak, kilmak

Kuran'da "ceale" filinin geçtigi diger ayetlerden iki örnek söyledir:

De ki: "Sizi insa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren (ceale) O'dur. Ne az sükrediyorsunuz?" (Mülk Suresi, 23)

"Ve Ay'i bunlar içinde bir nur kilmis, Günes'i de (aydinlatici ve yakici) bir kandil yapmistir. (ceale)" (Nuh Suresi, 16)

Ayrica bu ikisinin disinda, pek çok ayette de Hz. Adem'in topraktan yaratildigi belirtilmektedir. Hz. Adem'in, diger insanlar içinde bir insan olmadigi, özel ve farkli bir yaratilisa sahip oldugu bu ayetlerden de anlasilmaktadir.

Kuran'da Hz. Adem'in ilk insan oldugu hakkinda verilen bir diger önemli bilgi de onun cennetten çikarilmasidir. Ayetlerde su sekilde buyurulmaktadir:

Ey Ademogullari, seytan, anne ve babanizin çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini siyirtarak, onlari cennetten çikardigi gibi sakin sizi de bir belaya ugratmasin. Çünkü o ve taraftarlari, sizleri görmektedir. Biz gerçekten seytanlari, inanmayacaklarin dostlari kildik. (Araf Suresi, 27)

Ayetlerdeki ifadeler çok açiktir. ALLAH Hz. Adem'i topraktan yaratmistir. Hz. Adem özel bir yaratilisa sahiptir ve bu özel yaratilis onun önce cennette bulunmasindan, daha sonra da buradan çikarilmasindan anlasilmaktadir.

Tüm insanlarin Hz. Adem'den geldigini, yani Hz. Adem'in ilk insan oldugunu haber veren pek çok ayetten biri de su sekildedir:

Hani Rabbin, Ademogullarinin sirtlarindan zürriyetlerini almis ve onlari kendi nefislerine karsi sahidler kilmisti: "Ben, sizin Rabbiniz degil miyim?" (demisti de) onlar: "Evet sahid olduk" demislerdi. (Bu) Kiyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. Ya da: "Bizden önce ancak atalarimiz sirk kosmustu, biz ise onlardan sonra gelme bir kusagiz; isleri batil olanlarin yaptiklarindan dolayi bizi helak mi edeceksin?" dememeniz için. (Araf Suresi, 172-173)

Kisacasi Hz. Adem ilk insandir ve ALLAH'in ilk elçisidir. Bu konudaki ayetler herhangi bir yoruma yer vermeyecek kadar açiktir. Tek yapilmasi gereken sey insanlarin samimi bir kalple, vicdanlarinin sesini dinleyerek ve ihlasla Kuran ayetlerini okumalaridir. ALLAH bu niyetle ayetlerini okuyan kullarina mutlaka dogru olani gösterecektir.

7. YANILGI: Insanin Yaratilis Sekliyle Ilgili Bir Yanilgi


"ALLAH, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi. Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çikarisla diriltip-çikaracaktir." (Nuh Suresi, 17-18)

Bu ayet, evrimsel yaratilisi savunan Müslümanlarin kendi görüslerine dayanak, hatta çogu zaman da temel olarak kullandiklari bir ayettir. Ayette bildirilen "yerden bir bitki gibi bitirdik" ifadesi evrimciler tarafindan inorganik evrime bir delil olarak gösterilmektedir. Oysa bu ifade pek çok mealde ve tefsirde isaret edildigi gibi, ilk insanin topraktan yaratilmasini ifade etmektedir ve "topraktan baslamak üzere cinsinizi yaratti" anlaminda kullanilmaktadir. Nitekim Elmalili Hamdi Yazir'in tefsirinde de ayni bilgi verilir:

"Ayette iki vecih var: Birisi, sizi arzdan bitirdi demek babanizi arzdan bitirdi-ibtida topraktan onu yaratmak suretiyle cinsinizi yaratti- demektir. Digeri hepinizi arzdan yaratti olur, çünkü ALLAH bizleri nutfelerden, onlari gidalardan, onlari nebattan, onu da arzdan yaratiyor." (9)

Taberi Tefsiri'nde ise ayet su sekilde yorumlanir:

"... ALLAH sizi yerin topragindan yaratmistir. Yoktan var edip meydana getirmistir... Sonra sizi tekrar daha önceki halinize, yani topraga döndürür. Yaratilmadan önceki halinize dönersiniz. Diledigi zaman sizi yerden diri olarak çikarir. Dünyadaki canliliginiza yeniden kavusursunuz." (10)

Islam alimlerimizin tefsirlerinde de görüldügü gibi, bu ayeti evrimsel yaratilisa bir dayanak olarak yorumlamak mümkün degildir.

Üstelik "inorganik evrim" adiyla öne sürülen iddianin da bilimsel hiçbir dayanagi bulunmamaktadir. Cansiz maddelerin biraraya gelerek canliligi olusturabilecekleri yönündeki bu evrimci iddia hiçbir deney ya da gözlem tarafindan dogrulanmamis bilim disi bir iddiadir. Tam aksine Fransiz biyolog Pasteur'un 19. yüzyilin sonlarinda bilimsel olarak ortaya çikardigi gerçek, canliligin yalnizca canliliktan gelebilecegi gerçegidir. Bu gerçek canliligin kesinlikle bilinçli bir biçimde yaratildigini, yani bütün canlilari yaratanin ALLAH oldugunu göstermektedir. (Daha detayli bilgi için Bkz, Kuran Darwinizmi Yalanliyor, Harun Yahya)


BAZI MÜSLÜMANLARIN SAVUNDUGU DARWINIZMIN GERÇEK YÜZÜ

Evrimci Müslümanlarin Darwinizm'i bilimsel bir gerçek gibi gösterip, bu teorinin gerçek yüzünü görmezlikten gelmeleri büyük bir yanlistir. 20. yüzyilda fasizm ve komünizm gibi iki kanli ideolojiye sözde bilimsel bir destek saglayan Darwinizm'in gerçek yüzü tahmin edilenden çok daha karanliktir.

Bilindigi gibi, geride biraktigimiz yüzyil, bu iki ideolojinin tüm siddetiyle hayata geçirildigi, komünist devrimlerin ve fasist darbelerin yasandigi, bu nedenle çatismalarin, kavgalarin, iç savaslarin oldugu, dünyanin iki ayri kutba ayrildigi, dünya tarihinin belki de en kanli yüzyili olmustur. Bu kanli tarihe imzalarini atanlar ise Lenin, Stalin, Mao, Pol Pot, Hitler, Mussolini, Franco gibi zalim diktatörlerdir. (Detayli Bilgi Için Bkz. Darwinizm'in Insanliga Getirdigi Belalar, Harun Yahya, Vural Yayincilik)

20. yüzyildaki büyük siyasi, ekonomik ve ahlaki yikimin fikri temelinde ise Darwinizm'i bulmak mümkündür. Yüzyila damgasini vuran iki kanli ideoloji de Darwinizm'den beslenen, ondan güç bulan sistemlerdir. Bu ideolojierin kendi kaynaklarina bakildiginda, söz konusu Darwinist etki açikça görülür.

Komünizmin fikir babasi Marx, Darwin'e olan sempatisini en büyük eseri Das Kapital'i Darwin'e ithaf ederek de göstermisti. Kitabin Almanca baskisina el yazisiyla söyle yazmisti: "Charles Darwin'e, gerçek bir hayrani olan Karl Marx'tan".

Marksistler, ideolojilerini topluma kabul ettirebilmelerinin yolunun Darwinizm'i benimsetebilmekten geçtigini düsünürler. Özellikle de Darwin'in "Siddet ve çatisma degismez bir doga yasasidir" prensibine çok önem verirler. Iste bu sebepten dolayi dünyada komünizmi ideoloji olarak benimseyen bütün terör örgütleri, egitim kamplarinda militanlarina aylarca komünizm, diyalektik materyalizm ve Darwinizm egitimi vermektedir.

Evrimci P. J. Darlington ise, vahsetin evrim teorisine inanmanin dogal bir sonucu oldugunu söyle belirtir:

"Birinci nokta bencillik ve vahset içimizdeki dogal bir seydir, en uzak atamizdan bize miras kalmistir O zaman vahsilik insanlar için normaldir; evrimin bir ürünüdür." (11)

19. yüzyildan bu yana her zaman dinin en siddetli düsmanlari olan komünistlerle ortak bir görüsü, hem de "komünizmin bilimsel temeli" olan bir görüsü savunmak, elbette bir Müslümanin içine düsmemesi gereken bir gaflettir.

Nazi Almanyasi'nin mimari Hitler'in kendisi de Darwinisttir. Darwin'in kullandigi "yasam mücadelesi" kavramindan esinlenerek, ünlü kitabinin ismini Kavgam koymustur. Hitler 1933'deki Nürnberg toplantisinda "yüksek irkin asagi irklari idare ettigini, bunun tabiatta görülen bir hak oldugunu ve tek mantikli gerçek oldugunu" ileri sürer. (12) Bu onun Darwin'den ne derece etkilendiginin göstergesidir.

Almanya'da neo-Nazilerin defalarca düzenledikleri hain saldirilarda pek çok vatandasimiz yasamini yitirmis, birçogu da yaralanmistir. Söz konusu neo-Nazi gruplari, Darwin'in evrim teorisini temel felsefeleri olarak görmekte ve Darwin'in Türkler hakkindaki hezeyanlarini da kaynak olarak kullanmaktadirlar. (Detayli bilgi için Bkz. Darwinin Türk Düsmanligi, Harun Yahya)

Bu gerçeklerin karsisinda söz konusu teoriye -üstelik bilim tarafindan da reddedildigi halde- bilimsel bir gerçek gözüyle bakmak, onun dinle uyusabilecegini düsünmek, Kuran'da bu yönde hiçbir delil olmadigi halde ALLAH'in evrimle yaratmis olabilecegini iddia etmek büyük bir yanlistir.

SONUÇ

Evrimcilerin "din ile bilimi karistirmayalim, inanç ayri, evrim gerçegi ayri" seklindeki mantiklari da yine Müslümanlarin birliklerini bozmak ve yaptiklari mücadeleyi zayiflatmak amaçlidir. Bu mantigi öne sürenlerin asil vermek istedikleri mesaj; "Bir gerçek dünya vardir ve bu bilimle anlasilir ve bilim bize yaratilis diye birsey olmadigini gösterir, ama isteyen kendi kisisel görüsü içinde diledigine inanir" telkinidir. Bu büyük bir aldatmacadir. Müslümanlar, "hakikati" materyalist felsefenin egemenligine veren, buna karsilik yaratilis gerçegini sadece bir "kisisel inanç" olarak göstermeye çalisan bu aldatici telkine karsi bilinçli olmalidirlar. Bu telkini yenmek ise kolaydir. Hakkin karsisinda batil olanin hiçbir geçerliligi olmayacagi bir Kuran ayetinde su sekilde bildirilir:

Hayir, Biz hakki batilin üstüne firlatiriz, o da onun beynini darmadagin eder. Bir de bakarsin ki, o, yok olup gitmistir. (ALLAH'a karsi) Nitelendiregeldiklerinizden dolayi eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18)

Müslüman evrimcilerin, inkarci evrimcilerin çaresizliklerini ve bilim karsisinda aldiklari yenilgileri fark etmemelerinin nedeni, konu hakkindaki bilimsel gelismelerden habersiz olmalaridir. Bilimsel gelismeleri takip etmeyen, evrim teorisinin geçersizligini anlatan yayinlari okumayan bir insanin evrim teorisini bilimsel bir gerçek zannetmesi dogaldir. Ancak bilgisizlik, bu konudaki eserleri okumakla kolayca giderilebilecek bir eksikliktir. Evrim teorisi konusunda detayli bilgi sahibi olan bir Müslüman için, evrimcilerin iddialari karsisinda kararsiz veya suskun kalma gibi bir durum kesinlikle olmayacaktir. Bunun yani sira, ALLAH'in essiz yaratisini ve tüm kainati saran kusursuz sanatini derin derin düsünmek, Kuran'a kuvvetle sarilmak ve Kuran ayetlerinde bildirilen gerçekleri kavramak bu olumsuz etkilerden kurtulmanin en kolay yoludur.

Belki pek çok samimi Müslüman bugüne kadar kitap boyunca saydigimiz nedenlerden dolayi evrim teorisini kabul etmis, hatta savunmus olabilir. Ancak Islam ahlakinin geregi, insanin hatasini fark ettigi anda, hemen dogru yola yönelmesidir. Kisi Darwinizm'in bu tehlikeli boyutlarini bilmeden ve bilimsel geçersizligini ögrenmeden önce bilgisizce bu teoriye destek vermis olabilir, fakat güzel ve erdemli olan tavir tüm bunlari ögrendikten sonra hemen harekete geçmesi ve bu zararli ideolojiye karsi fikri mücadeleye destek olmasidir.
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Dini Konular > İslami Bilgi Ve Kaynaklar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim